Büyümek Sadece Yaş Almak Değildir
- Şeyma Demirci Yıldırım

- 23 May 2021
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 28 May 2021

“Büyüdükçe” fark ediyorsun ki büyümek sadece yaş almak değil. En yapılmaması gerektiğine inandığın hataların gerekçelerini görebilmek, hayatın siyah ve beyazdan değil grilerden ibaret olduğunu bilmek, farklılaştığımız noktaların dil, din, ırk, fikir gibi ayrımlar olmayıp; iyilik ve kötülüğe indirgenebileceğini anlamak; fakat buna rağmen kimsenin sadece iyi ya da kötü olamayacağını da bilmek. Hepimizin içinde iyilikten de kötülükten de izler taşıdığını, kimin ne olduğunun içindeki hangi izleri çoğaltmak istediğiyle alakalı olduğunun farkına varmak. Yeryüzünde şaşıp kalacağı bir şey olmadığına, her şeyi görüp yaşamış olduğuna inanmak değil, “burası dünya yahu, her an her şey olabilir” diyebilmek. Büyümek, çocukken sandığımız gibi mükemmel olmak değil; aksine biraz masumiyetimizle, biraz inandıklarımızla, biraz mutluluklarımızla vedalaşıp onları farklılarıyla değiştirmek demek. Hem yaş aldıkça değişecek şeyler bunlar, hem de bunlar değiştiğinde biz yaş almasak da büyümüş olacağız. Her kazandığın ya da kaybettiğin inançta, her yitirdiğin masumiyet kırıntısında, her başkalaşan mutluluk tasvirinde kayıplar yaşayabileceğin gibi muhakkak büyüyeceksin de. Bundandır ki “Akıl yaşta değil; baştadır.” dermiş eskiler; insanın yaşadıkları, karakteri, yetiştirilişi onu pişirip bir insan yapıyor. Büyümek sadece fiziksel değil; olgunluğumuz da büyüme yolculuğuna dahil ve büyüklük -böyle olmasını beklesek de- her zaman fizyolojik yaşımızla doğrusal değil.
İnsanları -ve hatta kendini- haksız eleştiren, dünyaya sadece kendi gözüyle bakan, hayatında ters giden her şeyde hep başkalarını suçlu gören, genellikle “asla” kelimesini içeren cümleler kuran, sürekli başkalarından bir şeyler bekleyen, bir türlü mutlu olamadığından şikayetlenen, kendinden çok başkaları hakkında düşünüp konuşmaya vakit harcayan bir insansan örneğin, yaşın 50 de olsa gelişiminin, büyümenin büyük bir bölümünü tamamlayamamışsın demektir, ne yazık. Fakat reddetmek yerine kabullenmek gelişimin en büyük adımıdır. Olgun insanlar mutluluğu beklemeyip içinde bulunduğu her anı pozitif değerlendirmeye meyillidir, kendi de dahil kimseyi yargılamamayı öğrenmiştir çünkü her şey insanlar için ve herkes her şeyi yapabilir, yaşayabilir. Hayatta şaşkınlıklar, hayal kırıklıkları, korkular yaşayabileceğinin her zaman farkındadır, hayatı olduğu gibi kabullenmiştir çünkü, her daim her şey tıkırında gitmeyecek işte, burası dünya. Başına gelen her şeyden başkalarını sorumlu tutmaktansa kendi payına düşen yanlışları arayıp üzerlerine gidebilen, başkalarının hayatlarından ziyade kendi hayatına kafa yormayı tercih edenlerdir. Onun görünüşü, bunun söylediği söz, şunun yaptıklarından ziyade güzel zihnini yaşamını daha da güzelleştirebileceği alanlara yormayı tercih eder. Mesela; “Dünyayı her açıdan nasıl daha yaşanılır hale getirebilirim? , Kendimi hangi konularda geliştirmek istiyorum? , Çevreme ya da daha geniş kitlelere bildiklerimi nasıl aktarabilirim? “ gibi sorular hepimizin “Bu sezon gardroplarda olmazsa olmaz parçalar hangileri?” gibi sorulardan daha fazla üzerine kafa yormamız gereken şeyler aslında. Dolayısıyla bu düşünce ve davranış biçimine sahip kişiler de diğer gruba nazaran daha çok gelişmeyi başaracaklar.
Her zaman mükemmeli aramak, her koşulda mutlu olmayı beklemek, kendinin ya da başkalarının hata yapmaya hakkı yokmuş gibi davranmak yetişkinlikle yaptığımız en büyük çocukluklardandır. Biraz önce de söylediğim gibi, büyümek fizyolojik yaşımızla doğrusal değildir ve bizler büyüdükçe daha mantıklı kararlar vermeyi beklerken aslında daha büyük hatalar yaparız. Çocukken yaptığın bir hatanın bedeliyle şu an yapacağın bir hatanın bedeli aynı değildir çünkü ve bizler bu sebepten çocukken düşünmeden her adımı atabiliyorken büyüdükçe bu özelliğimizi yavaş yavaş yitiririz. Kimimiz cesaretini tamamen kaybetmezken; kimimiz attığımız her adımı hesaplar hale geliriz. Bu da bizi belki zihnimizden geçen onca hatadan uzak tutsa da esasen işin temelinde yine hata yapmaya iter; hayatı ıskalama hatası. Fark etmelisin ki mükemmel olmak, mutlu olmak, hata yapmamak uğruna verdiğin her uğraşta hareketlerini biraz daha kısıtlayacak ve büyümeni kendi ellerinle baltalayacaksın. Bu beklentiler içerisinde olduğun sürece büyüyemeyecek, elinden şekeri alınmış çocuktan farksız hissedeceksin. Çünkü sen hep iyiyi, güzeli beklerken ve bunun için kendine sınırlar çizerken hayat sana her zaman iyi yüzünü göstermeyecek, dedim ya burası dünya. Hataların, eksiklerin, kötülüklerin de dünyası ve senin bunlarla karşılaşman her zaman doğru planlamalar yapamamandan, beceriksiz olmandan, kendini kontrol edememenden kaynaklanmayacak. Sadece yaşaman gerektiği için yaşayacaksın birçoğunu. Böyle hissettiğin anlar çok fazlaysa şayet; bırak kendini suçlayıp olumsuz düşünmeyi, demek ki gelişmen, büyümen gereken bunca şey var ve hayat sana bu şansı tanıyor. Hiçbir ağaç büyürken ilk kabuğunda kalmaz, hiçbir çiçek köklenirken “Engellerle karşılaşır mıyım?” diye düşünmez; hiçbir kelebek “Onca zaman kozada mı kalacağım?” diyen bir tırtıldan meydana gelmez, kartallar kolay kolay “Gagamı, pençelerimi, sertleşen tüylerimi söküp bunca işkenceye katlanacağıma 30 yıl daha yaşamayıveririm” demez. Onların çığlıklarını duymuyor oluşun bu gelişim süreçlerinin zor olmadığı anlamına gelmez. Hiçbir gelişim sancısız, zorlanmadan olmaz.
Yaşamın nasıl biliyorsa öyle aksın, nasıl olsa her şey mükemmel olmak zorunda değil, mutluluk sürekli sahip olacağın bir şey değil, hata yapmakta da özgürsün, her şeyi bırak gitsin yuvarlan git nereye doğru olursa; demiyorum sana. Hayatının kontrolü senin elinde ama ne kadar plan yaparsan yap hayatın da seninle ilgili planları olduğunu unutma. Beklentilerini başkaları üzerine değil; kendi üzerine kur. Mutluluğu aramak yerine mutsuzluklar yaşayacağını da kabullen. Çevreni kontrol edebileceğine inanmak ya da onların seni kontrol etmesini beklemek yerine olmak istediğin kişi için otokontrolünü sağla. En büyük beklentilerin -yapabileceklerin çerçevesinde- kendinden olsun. Yaşanılanları, insanları, kendini yargılamak yerine tüm bu olanların nedenlerini objektif olarak bulabilmeye ve kendi payına düşen kısmını yapabilmeye odaklan; gerisini bırak, çünkü sen onlardan sorumlu değilsin.
Tüm bunlar sadece okuduğumda bile olgunluğun, büyümüşlüğün hissiyatını yaşatıyor bana. Yaş almak insana belli başlı korkular ve sorumluluklar yüklerken; hayatı, insanları, kendini olduğu gibi kabul edebilme olgunluğu büyümelerin en huzurlusu benim için. Ne mutlu ki; konuşmadığımız, karşılaşmadığımız nice büyük gelişimler yaşayacağız ömür denen bu süreçte.
Kaç yaşında olursan ol, her gün büyümeye devam edebilirsin. Kendini bundan mahrum bırakma. ❣







































Yorumlar